YETENEK VE PERFORMANS


Aynı programa alınan iki kişinin performansları çok farklı olur. Bunun nedeni insanlar arasında "eğitilebilirlik" özelliklerinin farklı olmasıdır. Bu özelliği de genler belirler.
Bundan 13 yıl önce Avustralya Spor Enstitüsü (AIS) Olimpiyat Oyunları'nda söz sahibi olmak için yetenekli sporcu avına çıktı. 20 milyon nüfusa sahip bu geniş ülkenin Olimpiyat yarışlarında daha yoğun nüfusa sahip ülkelerdeki potansiyel sporcu kadrosuyla baş edebilmesi için gizli yeteneklerin ortaya çıkartılmasına karar veren AIS, Ulusal Yetenek Arama Programını başlattı. Bu program çerçevesinde 14 ile 16 yaş kuşağındaki yetenekli gençlerin araştırılması için oldukça yüklü bir fon ayrıldı. Seçilen çocuklara, fiziksel özelliklerini ve yeteneklerini geliştirmeleri için her türlü olanak tanındı.

Program 1987 yılında kürekçi seçimiyle başladı. 1988 yılı Olimpiyatları için tek bir kürekçi bile ülkeyi temsil edecek yeteneği gösteremedi. Yetenek arama ekibi Avustralya'daki tüm lise öğrencilerini tek tek fiziksel ve psikolojik kontrolden geçirerek kazanma şansı yüksek olanları seçti. Seçilme kriterlerinin başında kalçalara oranla geniş omuzlar, uzun kollar, iyi bir kas yapısı, dayanıklılık ve kuvvet geliyordu. Bu program ve felsefe meyvelerini 1996 Atlanta Olimpiyatları'nda verdi. Megan Still kadınlar arası kürek çekmede altın madalyayı ülkesine kazandırdı. Still, Yetenek Araştırma grubu tarafından kürek çekme takımına geçirilmeden önce atletizmde şansını deniyordu ve bu alanda pek bir başarı gösterememişti.

Eğitilebilir Genler

1994 yılında bisiklet, kano, su polosu, halter gibi 8 ayrı spor dalına el atan Yetenek Araştırma Ekibi, gizli yetenekleri ortaya çıkartmak için koordinasyon, dayanıklılık, kuvvet ve aerobik uyumluluk testlerini uygulamaya soktu. Ancak eldeki testler bir konuda yetersiz kaldı. Hiçbir test seçilen iki sporcudan hangisinin üstün performans göstereceği konusunda bilgi vermiyordu. AIS'in fizyoloji programının sorumlusu Allan Hahn bu konuda şu açıklamayı yapıyor: ''İki kişiyi aynı eğitim programına dahil ediyorsunuz; biri müthiş bir gelişme gösterirken diğeri neredeyse olduğu yerde sayıyor. Şimdi bunun nedenlerini araştırıyoruz.'' Yıllar süren araştırma ve deneyimlerin sonucunda ''eğitilebilirlik'' konusunda ortaya çıkan farklılığın büyük oranda genlerle ilgili olduğu anlaşıldı. Bazılarımız, doğuştan gelen bir yetenekle egzersizden fayda sağlarken, bazılarımız eğitimden hiçbir fayda sağlamıyor. Bu yeteneğin kalıtsal olduğunu ileri süren AIS yetkilileri, bu genleri ortaya çıkartacak bir projeyi uygulamaya soktu. Böylece hangi sporcunun egzersizden yarar sağlayacağını tespit etmek için uzun vadede genetik özelliklerin araştırılmasına karar verildi.


Bu programa ''Performans Geni Araştırması'' adı verildi. Araştırmacılar hangi sporcunun ne şekilde çalıştırılırsa daha üstün bir performans sergileyeceğini, hangi sporcunun hangi spor dalında daha başarılı olacağını saptayabilecekleri bir gen testinin geliştirilebileceğini umut ediyor. Kaldı ki geçmişte bilim adamları en azından iki gen mutasyonunu keşfetmişlerdi. Bunlardan biri atlarda, bir diğeri ise insanlarda bulundu.


Bu arada genetik testler üzerinde çalışan bilim adamları tek amaçlarının olimpiyatlara üstün sporcu yetiştirmek değil, kronik hastalıkları iyileştirmek ve yaşlılıkla gelen sorunlara çare bulmak olduğunu açıkladılar. Mantık şuydu: 1) Kas gelişimi için kilit roldeki genleri bularak yaşlılıkta ortaya çıkan kas zayıflıklarını gidermek ve ileri yaşlarda yaşam kalitesini yükseltmek. 2) Bazı insanların hücrelerine daha fazla oksijen göndermelerine neden olan geni ortaya çıkartarak, hücrelerin daha az miktarda oksijen ve besin ile daha etkin çalışmasına imkan tanıyacak bir ilacı geliştirmek.


Tek bir genin ne denli etkili olduğu Impressive adı verilen bir atta kanıtlandı. 1969 yılında Indiana Eyaleti'nde gerçekleştirilen bir yarışta dikkatleri üzerine çeken Impressive, mükemmel fiziği, kas kütle ve tonüsünün ideal karışımı ile neredeyse kendi klasmanındaki tüm yarışları kazandı. 1992 yılına kadar üst sıralarda yer alan 15 atın 13'ü Impressive'in soyundandı.


Ne var ki Impressive'in bir geni defoluydu -yani at genomunu oluşturan 3 milyar harfin biri anormaldi- . Söz konusu mutasyon, sonuçta Impressive'in kas hücrelerine giren ve çıkan sodyum akışını kontrol eden moleküler kanalları bozmuştu. Bu anormalliğin keşfine yol açan olay, bu gen bozukluğunun atlarda ölümcül olabilen geçici felce yol açmasıydı. Ancak bu bozukluk hayvana olağanüstü bir kas özelliği kandırıyor ve yarışları kazanmasına neden oluyordu. ''Impressive'in bu özelliğinden yararlanan sahipleri, haksız rekabete yol açtıkları gerekçesiyle diğer at yetiştiricileri tarafından sert bir dille eleştirildi'' diye konuşan George Washington Üniversitesi'nden Eric P.Hoffman, ''Tek bir nükleotid sayesinde tüm yarışları kazanması bazılarına haksızlık olarak geliyordu.
Bu tek gene sahip olmakla Impressive, at dünyasının Arnold Schwarzenegger 'i haline geldi.'' Hoffman ve çalışma arkadaşları Impressive sayesinde hayvanlarda ve insanlarda kas yapısının mükemmelleşmesine yol açan genetik mutasyonu keşfettiler.


Kas gelişimi ilk başta kas hücresi zarının halter kaldırmak gibi uğraşlar sonucu yırtılması ile tetiklenir. Kas, yırtığı onarmak için daha güçlü ve daha geniş olarak gelişir. Kasların sürekli kendini yenilemek zorunda kaldığı hallerde -Impressive'in sodyum kanalı hasarı gibi- kaslar daha güçlü ve daha gelişmiş bir şekilde karşımıza çıkar.


Bir diğer örnek de Duchenne kas distrofisidir. Bu sık görülen ölümcül bir çocuk hastalığıdır. Duchenne hastalığında tek bir genetik bozukluk distrofin adı verilen bir proteinin yok olmasına yol açar. Bu protein kas hücresi zarının yapısal bütünlüğünü koruyan çok kritik bir maddedir. Kedilerde distrofin yokluğu öldürücü değildir, ancak yine Schwarzenegger tipi aşırı kas gelişimi görülür. Çocuklar, distrofinin yokluğunda 5 veya 6 yaşlarında profesyonel vücut geliştiriciler gibi gelişmiş bir vücuda sahip olur. Ancak bir süre sonra kaslar yara dokusuna dönüşür ve hastalığın ileri safhalarında yenilenme özelliğini yitirir. Hastalığın ölümcül olmayan, daha hafif seyreden türüne Becker kas distrofisi adı verilir. Burada distrofin geni defoludur ancak varlığını sürdürür. Yine kaslarda anormal bir gelişme görülür. Bazı hastaların profesyonel tenisçi, halterci, futbolcu bile olduğu görülmüştür.


Şu anda Hoffman ve arkadaşları ortalama insan genleriyle, dünyaca ünlü vücut geliştiricilerin, futbolcuların, haltercilerin genlerini karşılaştırıyor. Burada amaç distrofin ve diğer yapısal kas hücre zarı proteinlerinden sorumlu genlerin oynadığı rolü ortaya çıkartmak. Kısaca Hoffman ve ekibi başarılı atletlerin söz konusu genlerinde bir değişiklik olup olmadığını inceliyor. Başka bir çalışmada, Hoffmman liderliğinde aynı ekip, 1.600 öğrenciyi bir süre egzersize tabi tuttuktan sonra aşırı kas geliştirenlerde aynı genin mutasyona uğrayıp uğramadığını izliyor.

 

Hoffman ve meslektaşları kas yapısının genetiğini incelerken, bir başka grup da maksimal oksijen alımı konusu üzerinde duruyor. Vücudun oksijen tutma kapasitesi ve bunu kaslarda kullanması şeklinde tanımlanabilen maksimal oksijen tutma ölçümü kolay tespit edilebilen bir kriterdir. Baton Rouge Pennington Biomedical Araştırma Merkezi'nden Claude Bouchard , ''Üstün performans sergileyen atletlerin maksimal oksijen tutma kapasitesi bizim gibi normal insanlarınkinin iki katıdır. Bütün günlerini koltukta pinekleyerek geçirenlerinkine oranla yaklaşık üç mislidir'' diye konuşuyor.


Oksijeni verimli bir şekilde kullanma yeteneği çok sayıda fizyolojik değişkene bağlıdır. Kalbin içeri-dışarı pompaladığı kanın miktarı, vücudun kandaki oksijeni kas hareketlerini sağlayan yakıta dönüştürme yeteneği bunlardan yalnızca birkaçıdır. Bu bağlamda kas büyümesinde olduğu gibi tek bir genetik mutasyonu sorumlu tutmak mümkündür. Bu defa söz konusu olan EPOR adı verilen eritropoeitin reseptörü olarak bilinen proteini salgılayan genin mutasyonudur. İnsanların sportif yeteneklerini araştıran gen taramaları bugün dünyanın dört bir yanında çeşitli şekillerde sürdürülüyor. Çalışmaları yürüten bilim adamları zaman içinde performans genlerinin ortaya çıkartılacağından eminler.

 

KAYNAK:

http://www.sporum.gov.tr

 

 

ANASAYFAYA  DÖN